almak.
to take
Meaning & usage
to take
to buy
to get, to obtain, to receive
to receive (a radio signal)
to collect (from someone)
Kapıcı, her ayın başında bizden aidatı alır.
to conquer
to absorb, to have let in, to take on
Odanın biraz ışık alması için jaluzileri açtım.
Tekne, kayaya çarpıp su almaya başladı.
to be exposed to
Bitki, fazla güneş aldığından solmuş.
to hire
Yeni aldığım temizlikçiden çok memnunum.
to carry, to bear (especially on one's back or shoulders)
Sokak satıcısı, sırtına mallarını almış, yoldan geçenlere seslenerek yürüyordu.
to move
Masayı hafif bu tarafa al ki sandalyeler sığabilsin.
to postpone or bring forward, to reschedule
Kar tatilinden dolayı sınavı başka güne almışlar.
to transfer
Çocuğu bozucu davranışlarından dolayı başka sınıfa almışlar.
Valiyi, hükümete karşı çıktığı için sınır kasabasına aldılar.
to reduce, to bring down
Alnına nemli bez koyalım ki ateşini alsın.
Bu çok şekerli, biraz süt ekle ki şekerini alsın.
to fill
Bütün odayı onun parfüm kokusu almıştı.
to feel a sensation or emotion, often suddenly and for no apparent reason, to act based on it
Son birkaç gündür onu nedense bir üzüntü aldı.
to have a capacity of a certain amount, to be able to contain
Asansör en fazla altı kişi alır.
to include, to let into
Geç kaldığım için beni derse almadılar.
to have within one's field of view
Kamera yalnız omzunu aldı, biraz yana kaysana?
to remove, to take off
Cumhurbaşkanı onu kabinedeki görevinden aldı.
O kadar güzelsin ki gözlerimi senden alamıyorum.
to surgically excise
İyi ki tümörü büyümeden almışlar.
to cut off excess cloth
Elbisen yere sürünüyor, terzinin o kısmı alması lazım.
to put elsewhere, to put up, to clear
Boş tabaklarını alır mısın, tatlıya yer açmamız lazım.
to clean, to wipe
Rafın üstündeki tozları alabilir misin?
to depilate
Kollarını mı alıyorsun?
to measure, usually so as to copy elsewhere
Size uyan sütyen bulmam için göğüs ölçülerinizi almam gerekiyor.
Son olarak da nabzınızı almam lazım.
to take (a certain amount of time)
Bu iş en az iki saatimi alır.
to take (medicine)
catch (a disease) (especially from another person)
to carry away, to sweep away, to blow away
Kuvvetli bir rüzgar şemsiyeyi aldı.
(of a man) to marry a woman
Beni alan yaşadı.
to take as a wife to usually one's son
güzel kızlara "seni oğluma alayım mı?" diyen teyze
to have installed
Eve modem aldık.
to take on (a form, a property, a characteristic)
Sıvılar, içine konuldukları kabın şeklini alır.
Son görüşmemizden beri çok kötü bir hâl almışsın, başına bir şey mi geldi?
to take after, to pick up (a habit, a behavior)
Gözlerini babasından almış.
Sen bu kötü alışkanlıkları kimden aldın?
to take over
Nöbeti benden sonra sen alacaksın.
to sense
Sen de kokuyu almıyor musun?
to win
Maçı yeni gelen takım aldı.
to separate from the world through death, to bring to the afterlife
Where this word comes from
From Ottoman Turkish آلمق, from Proto-Turkic *al- (“to take”).
Try it on your idea.
almak has 5 characters. Say it out loud, try it alongside a description of your project, and see whether its meaning fits what you want to create.
These are naming prompts. Meanings and pronunciation can vary; existing brand and domain uses have not been checked.
Explore the name generatorA word with a source.
Definitions, grammatical labels, IPA, etymology and examples: Wiktionary contributors, extracted by Kaikki / Wiktextract. Adapted under CC BY-SA 4.0. Selected fields and authored examples are shown; third-party quotations and audio are omitted. See contributor history.
Last enriched 2026-09-10. Definitions are in English. Romanizations are shown when supplied by the source; syllable estimates are omitted for unsupported scripts.